İlçelerimiz

 

TOKAT, Yeşilırmak Havzasının bereketli toprakları üzerine kurulmuş olmasının verdiği avantajla; 6000 yıllık tarihi boyunca önemli bir ticaret ve kültür merkezi olmuş, 14 devleti ve bir?ok beyliği i?erisinde barındırmıştır. Hatti, Hitit, Frig, Roma, Bizans, Sel?uklu, İlhanlı, Danişmendli ve Osmanlı dönemine kadar gelişen süre? i?erisinde, tarihin her dönemine ait eserleri Tokat?ın her karış toprağında bulabilmemiz mümkündür. Hitit yerleşim yeri Maşathöyük Örenyer, Roma Bizans dönemlerinin izlerini taşıyan Sebastapolis, tarihi Comana şehri, Danişmend Devletine başkentlik yapmış Niksar il?esi, Tokat kalesi, Mahperihatun Kervansarayı, Taşhan, Bedestenler, bunların yanı sıra sayısız cami, türbe, mevlevihane, köprü, hamam ve konaklar ilimizin zengin tarihi nişaneleridir.

            Evliya Çelebinin ??limler ve şairler şehri diye övdüğü, Mevlana?nın hayatının bir kısmını Tokat?ta ge?irmekten bahtiyar olduğu, Gazi Osman Paşa gibi kahraman komutanların, Zileli Talibi ve Ceyhuni gibi şairlerin yetiştiği, coğrafi konum itibarı ile eşsiz doğal güzelliklere sahip, tarihle i? i?e yaşayan, ?eşitli el sanatlarıyla benzersiz güzellikler sunan, kültüründeki ?eşitliliği tarihi akıştan ge?irerek farklı anlayışları bu coğrafyada özümsemiş folklor dokusuna sahip, devletini, milletini, bayrağını ölesiye seven, milli birlik ve beraberlik i?in canını seve seve vermekten ?ekinmeyen, doğruluk, iyilik ve yardım severlikte bir biri ile yarışan insanların yaşadığı bir ildir Tokat.


Almus; Bugün il?e hudutları d?hilinde eski tarihe ışık tutacak kalıntılara, topraktan pişmiş mezar lahitleri, küp kırıklarına rastlamak mümkün olmaktadır. Buna göre Almus ve civarının Bizans ve ondan öncesi Roma İmparatorluğu devirlerinde mesk?n bir alan olduğu söylenebilir. Yerleşme alanlarının daha ziyade dere civarlarına veya tepelere dağıldığını kalıntıların buralarda bulunuşu teyit etmektedir.

Yeşil ile mavinin tüm tonlarının bir arada bulunduğu il?ede, baraj gölünün oluşturduğu koylarda olta balık?ılığı yapmak , biraz yukarılarda piknik yapmak, yazın baraj gölünde yüzmek ayrı bir güzelliktir.En ünlü mesire yerlerinin başında Orman evleri, Tufan tepe, Harami yaylası, Köse Pınarı gelmektedir. Dumanlı dağı etrafına kurulan il?eye bağlı köylerin yayları birbiri ardına sıralanır. Bir yayladan diğerine ge?mek suretiyle il?enin en uzak köyü Kolköy?ün yaylasına kadar her yer yayladır.

Yaylaların ortasında kalan Mescit köyü il?eninen güzel yerlerindendir. En yüksek olması sebebiile yılın kar olmayan her ayı yeşildir. Yemyeşil birvadi olan Mescit ovası arıcıların ve büyükbaş sığır üreticilerinin vazge?emedikleri bir yerdir.

Almus Baraj Gölünde su tutulmaya Ekim1966?da başlanmış olup bugüne tadar baraj gölünde 29.075.323.000 m3 su toplanmış bu suyun 26.238.695.410 m3 lük bölümü elektrik üretimi i?in kullanılmış bu su ile 3.434.268.403KwH elektrik üretimi yapılmıştır. (Sadece Almus Barajı) Almus Barajı gölü yüzöl?ümü 3130 Ha?dır.


Artova; Yeşil ile mavinin tüm tonlarının bir arada bulunduğu il?ede, baraj gölünün oluşturduğu koylarda olta balık?ılığı yapmak, biraz yukarılarda piknik yapmak, yazın baraj gölünde yüzmek ayrı bir güzelliktir. En ünlü mesire yerlerinin başında Orman evleri, Tufan tepe, Harami yaylası, Köse Pınarı gelmektedir. Dumanlı dağı etrafına kurulan il?eye bağlı köylerin yayları birbiri ardına sıralanır. Bir yayladan diğerine ge?mek suretiyle il?enin en uzak köyü Kolköy?ün yaylasına kadar her yer yayladır.

   Artova Baraj Gölünde su tutulmaya Ekim1966?da başlanmış olup bugüne tadar baraj gölünde 29.075.323.000 m3 su toplanmış bu suyun 26.238.695.410 m3 lük bölümü elektrik üretimi i?in kullanılmış bu su ile 3.434.268.403KwH elektrik üretimi yapılmıştır. (Sadece Artova Barajı) Artova Barajı gölü yüzöl?ümü 3130 Ha?dır.


Baş?iftlik: İl?esi coğrafi konum olarak Kelkit Çayı bir eşkenar ü?genin tabanı kabul edilirse, Reşadiye-Niksar tabana bitişik köşeleri, Baş?iftlik'te taban karşısındaki köşede yer alır. Diğer bir ifadeyle Baş?iftlik, Kuzeyinde Ordu iline bağlı Aybastı il?esi, doğusunda Reşadiye il?esi, güneyinde Niksar İl?esiyle ?evrilmiş olup, yaklaşık toplam 130 km? 8217;lik mülki sınıra sahiptir. Denizden yüksekliği 1425 metre olan Baş?iftlik 8217;in batısında büyük Çal tepesi, kuzeyinde Çartıl, Sivrilce güneyi ise Kara?am ormanlarının bulunduğu yüksek tepelerle ?evrilidir. Doğusu düzlük alanlarla kaplıdır. Bu düzlük Bereketli ve Bozcalı Kasabalarına kadar devam eder.

İl?enin kuruluşu ile ilgili bazı söylentiler bulunmaktadır. Bir söylentiye göre il?e, Fatih Sultan Mehmet?in (1461) Trabzon Rum-Pontus Devleti?ne a?tığı seferden sonra kurulmuştur. Bir diğer söylentiye göre de Niksar il?esinin doğusundaki Ayvazönü Mevkiine yakın bir yerde kurulmuştur. Nitekim o zamanki Baş?iftlik Mezarlığı da aynı isimle anılmaktadır.

Niksar ?evresindeki bataklıklardan ve sivrisineklerden rahatsız olan halk doğuya doğru giderek ormanlık ve akarsuların bulunduğu bugünkü Baş?iftlik il?esinin olduğu yere yerleşmişlerdir. Bunlar geri döndüklerinde ?Öyle bir yer bulduk ki, otu sümbül, kuşu bülbül? diye methetmişlerdir.

Ortalama rakımı 1,400 m olan Baş?iftlik, bu yüksekliğe rağmen olduk?a bereketli topraklara sahiptir. "Katırbeli" nin bir yanı, "Kümbet Kırı"na kadar uzanır. Burası hayvancılığa ?ok müsait, kekik karışımı ?imenlerin işgalindedir. Bu geniş alan, hayvancılık ve arıcılık i?in bulunmaz bir hazinedir. Ayrıca patates, buğday, arpa, fiğ, mısır, nohut, yeşil fasulye ve lahana da yetiştirilmektedir. İl?ede 7500 adet büyükbaş 8.000 adet kü?ükbaş hayvan varlığı mevcuttur.

Baş?iftlik ekonomisi %30 nispetinde halıcılığa dayanmaktadır. İl?e merkezinde 1200 halı tezg?hı ile %95 i ihra? edilen Halıcılık merkezi olma hüviyetinde devam ettirmektedir.


Erbaa;

Çevrede yapılan kazılardan, rastlanan kalıntılardan, tarihi kayıtlardan ve yapılan araştırmalardan Kelkit Havzası ve yöresinin Hititlerin yerleşim alanı olduğu tespit edilmiştir. Hititlerin ve Friglerin bu havza boyunca MÖ 2000 ile 600 yıllarında irili ufaklı bir?ok yerleşim alanı kurdukları bilinmektedir. Bu dönemlere ait Horoztepe, Hacıpazar, Zilfor köyleri yörelerinde bir?ok höyük ve tümüslere rastlanmaktadır. Antik ?ağın ünlü coğrafyacısı Amasyalı Strabon buraların Pontuslar dönemine Fonorova olarak isimlendirildiğini, yine bölgede ?ok miktarda zeytinlik, üzüm bağları olduğunu, ormanların bulunduğunu, buralarda sayfiye yerlerinin olduğunu kaydetmektedir.

Pontus Hükümdarı Pontpolinyak bölgeye hükmettiği zaman ovaya Fonorova adını verimli münbit, yeşil sulak olmasından dolayı verdiği, tarih?iler tarafından kaydedilmektedir. Daha sonra Pontusların son hükümdarı VI. Mithridates bu ismi kaldırarak Kelkit Havzasına Opotorma adını vermiştir. VI. Mithridates bugünkü Kale Köyünün bulunduğu yerde birleşen Kelkit ırmağı ile Tozanlı ırmağının Yeşilırmak adını aldığı Boğazkesen olarak bilinen yere Amasya?yı Niksar?a bağlamak i?in köprü yapmıştır. Köprünün ayakları halen mevcuttur. Kaledeki köprü ile kaleyi inşa ettirmiştir.

Pontus Krallığı, Roma?nın eline ge?ince İmparator Pompey şimdiki Boğazkesene Mağnapolis adını vermiştir. Hükümet merkezi bugünkü Emeri (Amerya), Simeri (Güve?li) Köyüne taşımış, buralarda kaleler inşa etmiştir. Bugün kalıntıları hala mevcuttur. Buradan da Hükümet Merkezi Niksar?a taşınmıştır. Bölge daha sonra Romalıların, Danişmentlilerin, Bizanslıların, Sel?ukluların sonra da Osmanlı İmparatorluğu?nun eline ge?miştir. 1872? de İl?e olmuş ve Erbaa adını almıştır. 1892?de Tokat iline bağlanmış (O zaman Tokat Sancak idi). Tokat?ın il olmasından bu yana oraya bağlı olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti?nin güzel, şirin bir il?esi olmuştur.

Erbaa Adı ?ERBAA? kelimesi, Arap?a olup ?dört? anlamına gelmektedir. Resmi kayıtlarda 18. yüzyılın başlarından itibaren Erbaa adının kullanıldığı görülmektedir. Bir ara bu kelime ?Nevahi- i Erbaa? şeklinde kullanılmıştır. O dönemlerde Niksar Amasya arasında en önemli yerleşim birimleri; Erek, Karayaka, Sonusa (Uluköy) ve Taşabat (Taşova) idi. Nüfus yönünden ancak birer nahiye büyüklüğünde ve aynı bölgede olmalarından hepsine birden Nevahi-i Erbaa yani ?dört nahiye? deniliyordu. Hatta tahakkuk eden vergiler de bu isimle kaydediliyordu. H.1256/ M.1840 da, Erbaa adıyla maruf dört nahiyenin (Erkek, :Karayaka, Sonusa, Tşabat) vergisi 47ı243 kuruş olarak resmi evraka ge?miştir. Buna göre Erbaa; Erek, Karayaka, Sonusa ve Taş?bat?ın genel bir adı olmuş, dördü birden sanki bir kaza (il?e) görünümünü almıştır. Hatta resmiyette Kaza-i Erbaa tabiri de kullanılmıştır.


 

Niksar: Kelkit Irmağı ile Canik Dağları?nın kucaklaştığı, Karadeniz sahilleri ile Orta Anadolu bozkırlarının buluştuğu yerde, Karadeniz?i Akdeniz?e bağlayan yol üzerinde bulunduğu i?in tarih boyunca hem ekonomik, hem de siyasi olarak önemli bir mevkii olmuştur.

Niksar eski ?ağlarda Pontus adını taşıyan bölgenin i?inde yer alıyordu. Yerleşme izlerine MÖ 3. yüzyılda rastlanmaktadır. Bugünkü Niksar?ın yerinde bulunan ve adı bilinen en eski kent Hellenistik Kaberia?dır. Pontus kralı Mithridates VI?nın MÖ 7l yılında Roma Orduları Komutanı I. Lucullus?la yaptığı savaştaki yenilgisiyle bütün Pontus ülkesiyle birlikte Roma İmparatorluğu?nun emrine girdi. MS l4?37 yıllarında Roma imparatorluğu Tiberius zamanında, kentin isminin Neokaizeria (Neokaiseria) olarak değiştirildiğini görüyoruz. Hıristiyanlığın yayılış dönemlerinde Neokaiseria önemli bir merkez olmuştur. MS 344?499 yıllarında meydana gelen iki büyük depremle kent tamamen yıkılmıştır.

11. yüzyılın sonuna kadar Bizans İmparatorluğuna bağlı kalan şehir bu tarihten sonra Melik Danişmend Gazi tarafından Danişmendliler Beyliğine katılmış ve bu Beyliğe bir süre Başkentlik yaparak Niksar adını almıştır. 12. yüzyılda 2. Kılı?arslan Bizans İmparatorunu yenerek, son Danişmend beyini de zehirleterek Niksar?ı Sel?uklu topraklarına kattı. 1397 yılına kadar Sel?uklu egemenliğinde kalan Niksar bu tarihten sonra Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı idaresine girmiştir.


Pazar; Bucağı kuruluşu Sel?uklular zamanında Gıyasettin Keyhüsrev tarafından kurulduğu söyleniyorsa da (H.339-M.951) kesin olarak bilinmemektedir. Yunanlı tarih?i Strobon?un yazdığına göre Kazova eski adı Dazimontis, Pazar?ın adı Kazaabad olarak ge?ermiş.

Pazar uzun süre Romalıların elinde kalmış, Roma Devleti ikiye ayrılınca 1067 tarihinde Pazar Bizanslıların eline ge?miştir. Daha sonra Melik Ahmet Gazi Danişment tarafından zapt edilen belde, 1126 yılında Ahmet Gazinin vefatından sonra oğlu Mehmet Gazinin hükümranlığında kalıp, 1142 yılı onun vefatı ile kardeşi Nizamettin Yağbasan?ın elinde kalan Pazar, Sel?uklu Sultanı 2. Kılı?arslan ile yapılan savaş sonucu Pazar Bizans İmparatoru Manuel?in idaresine ge?iyorsa da uzun sürmeden Sel?ukluların eline geri ge?ip, bundan sonra da sık sık el değiştiren Pazar 1285 yılında Sel?uklu Pervane Beyin bu bölge emirliği altına alınmasıyla bir süre sakin kalan Pazar, Moğolların istilasına uğrayıp yıkılıp, yakılıp ve yağmalanıyor. 1256 yılında İlhanlıların, 1335 yılında Eretnaoğullarının, 1381 yılında Kadı Burhanettin? in eline ge?en belde isyan ederek emirlerinin birleşip Osman oğullarına bağlılık isteyip Yıldırım Beyazıt?a müracaat ederek 1392 yılında Osmanlı İmparatorluğunun hükümranlığına girmiş ve Amasya Beyliğine bağlanmıştır. 1473 yılında Uzun Hasan yağmalarına sahne olmuştur.

Pazar?ın adı Kazaabat sonra Kazova, Ayan Pazarı (Aynalı Pazar) ve Cumhuriyet döneminde PAZAR olarak günümüze kadar gelmiştir. 3000 yıllık bir maziye sahip olan beldemiz 1860 yılında Bucak Merkezi olmuştur. Kesin tarihi hakkında bilgi sahibi olmamakla birlikte Evliye Çelebi Seyahatnamesinde 5. Cilt 57 ve 58. sahifelerinde şöyle demektedir. ?Hicri 1061 yılında Kazova toprağında Tokat?a yakın 150 ak?alık bir kazadır. Buraya Cumapazarı derler, Kadısı, Sipahi kethüdayeri, Yeni?eri Serdarı, Şehir Subaşısı vardır. Camisi, mamur bir hanı, ?arşısı ve pazarı vardır. Haftada etraftan buraya nice bin adam gelip, alım satım ve Pazar eyledikleri i?in adına Aynapazar derler.?


Reşadiye; Tokat il merkezine 89 km uzaklıkta, Kelkit Çayı kıyısındadır. Bu yeni il?e merkezi 1906 yılında Sivas Valisi Reşit Akif Paşa?nın talimatıyla kurulmuştur. Yaklaşık 400 yıldan, yüzyıl başına kadarki tarihi kayıtlarda, Erzurum Vilayetinin Şarkikarahisar sancağına bağlı İskefsir nahiyesi olarak ge?en, Reşadiye?nin eski kuruluş merkezi bugünde tam olarak tesbit edilememiştir. Reşadiyeli Prof. Dr. Ali Rıza Atasoy?un bu konuda yaptığı araştırmalara göre, eski kaza merkezi İskefsir Kalesi denilen, Uluköy ve Ke?iköy başındaki tepede kale düzü mevkiinde olduğu sanılmaktadır. 1664 yıllarında Erzuruma bağlı iken daha sonraları Sivas Vilayetine bağlanan İskefsir 1906 yılında bugünkü yerinde kaza olarak kurulmuş ve İskefsir olan adı Sultan Mehmet Reşat adına ithafen Reşadiye olarak değiştirilmiş, Cumhuriyet?ten sonraki taksimatta Tokat Vilayetine bağlanmıştır. 1939 yılı Erzincan depreminde yıkılan il?e, yeniden aynı yerde kurulmuştur.


Sulusaray; Antik Sebastopolis kentinin kuruluşu henüz kesin olarak bilinmemektedir. Bazı kaynaklardaMÖ 1. yüzyılda kurulmuş olduğu kayıt edilmektedir. Roma İmparatoru Trajan zamanında (MS 98-117) Pontus Galaticus?la, Polemoniacus eyaletlerinden ayrılarak Capadokia eyaletine dahil edilmiştir. Bu konudaki kitabe Capadokia Valisi Arrian adına şehrin ileri gelenleri ve halkı tarafından dikilmiştir.

Hellenistik, Roma ve Bizans döneminde önemli bir yerleşim alanı olan Sebastopolis kelime olarak Yunancadır. Sebasto; büyük, azametli; polis; şehir anlamında olup, Büyük azametli şehir demektir. Bazı kaynaklarda Heraclepolis olarak ge?mektedir ki bu konuda şehrin kuzeyindeki Çekerek Irmağı üzerinde kurulu köprüde bir kitabe yer almakta olduğu belirtilmektedir. Heraclepolis, Herakles şehri anlamına gelmektedir. Heracles Yunan ve Roma mitolojisinde gücü kuvveti simgeleyen yarı tanrı bir varlıktır. Bu anlamı ile Sebastopolis il aynı manayı ifade eder.


Turhal; Amasya ve Tokat arsında önemli bir kale olan TALAUTRA (TURHAL) ?nın kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte Pontus kralları Mithridatlar Kenti ortasında yükselen sarp kayalar üzerine şimdi harabeleri kalmış olan görkemli bir kale ve yer altı ge?itleri inşa etmişlerdir.

Turhal İl?esi; Roma, Bizans, Danişmend, Sel?uklu, İlhanlı, Ertana ve Kadı Burhanettinin ve nihayet 1392 yılında Osmanlı birliğine katılmıştır.

İl?enin Asarkaya Köyünde yapay mağaralar ve mezarlar, Asarcık, Dereköy ve Beyobası nda Latince ve Yunanca yazılı kitabeler, Çer?i, İbipse de Han Harabeleri Emirseyit ve Mercimek dağı civarınde kaya mezarları vardır. Komanadan ka?an Hiristiyan halkın ilk yerleşme alanlarından biri Dazya Köyü dür.


Yeşilyurt; İl?enin temelini ?Musaköy? oluşturmaktadır. 13 hane tarafından kurulan il?enin; 1864 Kafkas gö?menleri, 1877?1878 Osmanlı Rus harbinedeni ile Kars-Erzurum, Bayburt ve Artvin yöresinden gelen gö?menlerin iskanları ile hane sayısının 80?e ulaşmış, 15.02.1932 tarihinde Sivas Samsun TCDD Yollarının faaliyete ge?mesi, istasyon binasının yapımı ile yük indirme bindirme merkezi olması, ?evrede yapılaşmanın başlaması ile nüfus hızla artmıştır. İl?enin 1972 yılında Belediye olması, 1982 yılında Kasabanın isminin Yeşilyurt olması,1984?1986 yılları arasında Afgan gö?menleri i?in yapılan konutların bitirilmesi ve bu konutlara yerleştirilen 114 hane (500 kişi) Türkmen gö?menleri ile nüfusunun hızla yükselişi nedeni ile Yeşilyurt 4 Temmuz 1987 tarihinde resmen il?e olmuştur. İl?enin coğrafi konumu tarihi merkezlere olan yakınlığı, tarihi ve ören yerlerinin varlığı Roma, Danişment gibi uygarlığa sahne olduğunu göstermektedir.


Zile, Orta Karadeniz Bölgesi?nde Tokat il merkezine 67 km uzaklıkta olup, Anadolu?nun en eski yerleşim merkezlerinden birisidir.

MÖ 50 yıllarında yaşayan ve coğrafyanın piri sayılan Amasyalı Strabon, bu şehrin Ninova melikesi Semiramis tarafından MÖ 1600 yıllarında kurulduğunu kaydeder. Bu tarihi kayda göre Zile?nin 3600 yıllık bir ge?mişi bulunmaktadır.

MS 11. yüzyılda Danişmend, daha sonra Sel?uklu Türklerinin bilahere İlhanlıların, Ertana oğullarının ve nihayet 1335?de Kadı Burhanettin?in eline ge?en Zile, 1397?de Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

3600 yıllık uzun ge?mişi i?inde; Hitit, Frig, Pers, Pontus, Roma ve Bizans kültürlerinin tesiri altında kalan Zile?de bugün ?eşitli devirlere ait olmak üzere Hititlere, Sel?uklulara, Friglere, Perslere, Romalılara, İlhanlılara, Danişmendlilere, Ertanlılara ve Osmanlılara ait tarihi eserleri görmek mümkündür.

Tarihi eserler i?inde Zile Kalesi, kalenin doğu yönündeki kayaların oyulmasıyla yapılan ve Roma döneminden kaldığı anlaşılan Tiyatro (Amfitiyatro), Kalenin kuzey-doğu tarafında bulunan Kaya Mezarlığı, Çaypınarı, İmam Melikiddin Türbesi, Şeyh Musa Fakih Türbesi, Ulu Camii, Beyazıt-ı Bestami Camii ve Türbesi, Hoca İshak Camii, Boyacı Hasan Ağa Camii, Elbaşı Camii, Çifte Hamam, Yeni Hamam, Maşat Höyük, Namlı Hisar Kalesi, Anzavur Mağaraları, Hacı Boz Köprüsü, Ko? Taşı ve Kuru?ay?daki Manastır Harabeleri görülmeye değer tarihi eserler arasındadır.

Roma h?kimiyetine karşı ayaklanan Pontus Kralı Mihridate VII?in ölümü üzerine yerine ge?en oğlu II. Pharnake ile Roma diktatörlerinden Jul Sezar arasında Zile?de tarihi bir savaş yapılmıştır. Sonu?ta, II. Pharnake?yi yenilgiye uğratan Sezar, zaferin sevincini Zile?den Roma?ya yazdığı kısa ama anlamı büyük olan mektupla bildirmiş ve mektubundaki ?VENİ-VİDİ-VİCİ? (GELDİMGÖRDÜM- YENDİM) sözlerini bir taşa yazdırmıştır. Yakın zamana kadar Kale?de olduğu söylenen bu taşın nerede olduğu bilinmemektedir.

Zile ismi tarih boyunca Zela, Zelitis, Zelid, Anzila, Gırgıriye (Karkariye), Zeyli, Silas olarak ?eşitli değişikliklere uğramıştır.

1872 yılında kaza merkezi, 1923 mülki ve idari taksimatında Tokat iline bağlı il?e statüsüne kavuşan Zile, 1855 ve 1922 yıllarında iki büyük yangın ge?irmiştir.

Düz bir ova üzerinde kurulmuş olan Zile?nin hemen önünden Yeşil Irmağın bir kolu olan Hotan deresi ge?mektedir.

İl?enin deniz seviyesinden yüksekliği 716 m olup yüzöl?ümü 1511 km?dir. 


D.UZUN